Çin ekonomisinde büyüme yavaşladı: Sanayi üretimi ve perakende satışlar geriledi
Investing.com – Ekim ayında Çin ekonomisinden gelen sanayi üretimi ve perakende satış verileri, bir yıldan uzun süredir kaydedilen en zayıf artış hızlarını gösterdi. Açıklanan ekonomik göstergeler, dünyanın ikinci büyük ekonomisinde toparlanmanın ivme kaybettiğine işaret ediyor.
Çin’in Ulusal İstatistik Bürosu (NBS) tarafından yayımlanan verilere göre, sanayi üretimi yıllık bazda %4,9 artış gösterdi. Bu oran, bir önceki ay olan Eylül’de kaydedilen %6,5’lik artışa kıyasla ciddi anlamda zayıf kalırken, Ağustos 2024’ten bu yana en düşük yıllık büyüme olarak kayda geçti. Reuters anketinde sanayi üretimi için %5,5 düzeyinde artış beklentisi oluşmuştu.
Perakende satışlar ağırlaştı
Tüketici harcamalarının önemli bir göstergesi olan perakende satışlarda da zayıflama izlendi. Ekim ayında perakende satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca %2,9 oranında artış gösterdi. Bu, Ağustos 2023’ten bu yana en düşük artış oranı olarak kayda geçti. Eylül ayında artış oranı %3,0 seviyesindeyken, piyasa beklentisi %2,8 düzeyindeydi.
İç talepteki zayıflık, Çin’in ekonomik toparlanmasını sekteye uğratırken, perakende satışlardaki düşük performans, tüketici güvenindeki kırılganlığı da yansıtıyor. Veri seti, ekonomide kalıcı büyüme için gerekli olan yapısal düzenlemelere acil ihtiyaç duyulduğunu ortaya koydu.
Ticaret savaşı ve politik baskılar devam ediyor
Çin’in ABD ile süregelen ticaret savaşı, ihracata dayalı büyüme modelini zorlayıcı bir unsur haline getiriyor. Bu durum, 19 trilyon dolarlık devasa ekonomide hem dış hem de iç talep yönlü riskleri artırıyor. Çinli yetkililere yönelik ekonomi reformu baskısı ise günden güne büyüyor.
Ekonomik göstergelerdeki gerileme, Pekin yönetiminin toparlanma stratejileri konusundaki başarısını zorlayan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan HSBC Asya Baş Ekonomisti Fred Neuman ise, Çin’in şu anda ekonomik anlamda her yönden baskı altında olduğunu belirtti. Bu durum, ülkenin ekonomik yönetimi açısından daha net reform adımlarını zorunlu hale getiriyor.








